TKP'li Öğrenciler ve Öğrenci Kolektiflerinin birlikte örgütlediği "Emperyalizmin savaş çığırtkanlığına karşı Denizlerin yolundayız" başlıklı anma etkinliği 10 Mayıs Perşembe günü saat 16.15'te...
Yoksa Siz Hâlâ Babanızın Partisine mi Oy Veriyorsunuz?
Benzerlerini daha önce yaşadığımız bir seçim döneminin içindeyiz.
Bu sefer pek çoğumuz için farklı, daha önce uzaktan seyrettiğimiz seçim sürecine en azından seçmen olarak dâhil olacağız.
Çok uzun zamandır öyle ya da böyle iktidarda olanlar ile iktidarı bir türlü elde edemeyen ve “halkın kendilerine muhalefet görevi verdiği” partilerin seçim yarışını izliyoruz.
AKP, MHP, CHP ve diğerleri bu seçimlerde de sizlerin oyunu istiyor.
Bangır bangır bağıran ses araçları, her şehirde yaptıkları şatafatlı mitingleri, televizyon reklâmları ve gazeteleriyle gece rüyanıza girmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Bugünlerde yaşanların benzerleri yıllardır yaşanır. Çoğu zaman partilerin adları bile değişmedi, “değişim” gerektiğinde ise sadece adları değişti.
Seçim dönemlerinde yalan vaatler, çılgın projeler ve seçmen kitlesi üzerinde yapılan o çok önemli anketler ile sanki gerçekten vekilleri, bakanları biz belirliyormuşuz gibi bir seçime zorlanıyoruz:
Buna göre örneğin bugün muhafazakârlar AKP'ye, solcular CHP'ye, milliyetçiler MHP'ye oy vermelidirler... Bunun dışındaki partilerin seçimlerde barajı geçme ihtimali zaten çok düşük olduğundan oyların boşa gitmemesi için “mantıklı” davranılmalıdır.
Tablo böyle sunulunca yapılacak olan kötüler arasında daha az kötü olduğunu düşündüğünü seçmek olur... Hiçbirinin yoksulluğu çözemeyeceğini bilse de, hiçbirinin eşitliğin ve özgürlüğün yanından bile geçemeyeceğinizi görse de bu ezberin ortağı olurken bulduk ülkemizin güzel insanlarını, mesela ailemizi...
Üzücü ama çok sevdiğimiz kimi insanların artık bazı kötü alışkanlıklar edindiklerini kabul etmemiz lazım. Biz ise ne mutlu ki daha alışmadık...
Güzel ülkemizin satılmış iktidarlar tarafından ne hale getirildiğini hepimiz görüyoruz. . İktidara gelenlerin ihanet içinde olduğunu, memleketi her dönemde sattığını ve hiçbirinin bir diğerinden farkı olmadığını hepimiz söyleyebiliriz. Bunlar doğrudur.
Memleketi karış karış satmak için bir an olsun dinlenmeden çabalayanlara karşı, “halkın muhalefet görevi verdiği partilerin” yetersiz, ruhsuz ve programsız olduğunu da iddia edebiliriz. Bunlar da doğrudur.
Fakat DİKKAT! Alışkanlıklar tam da bundan sonra devreye giriyor.
Büyük çoğunluğumuzun ailesi de bunları görmesine rağmen düzen partilerinden birisine oy veriyor. Her seçim sonrasında “elim kırılsaydı da onlara oy vermeseydim, bir sonraki seçimde bunlara oy moy vermeyeceğim” dediklerini de biliyoruz. Sonra yine seçimlere az bir süre kala bu sözlerin buhar olup gittiğini de…
Durum gerçekten böyleyse bir soruyu sormanın vakti gelmedi mi?
Heykelleri yıkılan, gazetecileri tutuklanan, gençliğinin geleceği şifrecilere emanet edilen güzel ülkemizin geldiği durumda bu siyasetçilerin suçu var da yıllardır göz göre bu partilere oy verenlerin, başımıza bu akbabaları musallat edenlerin suçu yok mu?
Suça ortak olma!
AKP, kasetleriyle röntgencilikte sınır tanımıyor, her canı sıkıldığında cebinden bir kaset çıkartıveriyor.
CHP, eskiden solculuğu oynardı şimdilerde “Türkiye’de laiklik tehlikesi olmadığını” iddia ederek AKP ile sağcılıkta yarışmaya çalışıyor.
MHP, sözde gençlere hitap etmek kaygısında, “yüksek matematik” hesaplarıyla gençliği kahkahalara boğuyor.
İşte şimdi hepsi projelerini sıralıyorlar. Daha önceki “büyüklerinden” öğrendikleri taktiklerle, yılların çürümüş argümanlarını kullanarak aklımıza hücum ediyorlar…
Açık konuşalım, yıllardır bu partilere türlü gerekçelerle destek olarak ezberlerini devam ettirenler, Türkiye’de sürmekte olan düzeni reddetmeyi denemiyorlar, deneyemiyorlar.
Belki umutları yok, belki heyecanları yok, belki bu düzenin değişebileceğine inanmıyorlar…
Hiç kuşkunuz olmasın eğer boyun eğersek bizi de bu heyecansızlığın ve çıkışsızlığın bir parçası haline getirecekler.
Siz başka bir düzene ihtiyaç olduğunu düşünseniz de size “şimdi zamanı değil” diye telkinde bulunacaklardır.
Türkiye’nin ise başka bir düzeni isteyenlerin gür sesine hiç olmadığı kadar fazla ihtiyacı var.
Türkiye'nin umuda, tutkuya ve cesarete ihtiyacı var.
Türkiye'nin gençliğin sesine ihtiyacı var. Gençler bu sesi çıkarmalı.
İşte bunun için sana sesleniyoruz, pek çok şeyi onlardan öğrendiğimiz ve elbette çok şey borçlu olduğumuzu biliyoruz ama seçimlerde gerekirse onların sözünün dinlememeli ve artık yeter demeliyiz.
“Babanızın partisine oy vermeyin!” çağrısı; “aklınızdan, yüreğinizden, gençliğinizden vazgeçmeyin!” çağrısıdır.
Umudunuz için gönlünüz rahat bir şekilde kendi düşüncelerinizi özgür bırakın. Aklın ve vicdanın sesine kulak verin.
Kimi insanlar ezberleri olur, gençlerin devrimci fikirleri...
Siz tercihinizi devrimci olandan yana kullanın.
“Boyun eğmeyenlerin” sesine güç verin, 12 Haziran seçimlerinde sosyalizmin sesine, TKP'ye oy verin!





